Berna Kılıç
Dilara Alkaç
$ DOLAR → Alış: 17,92 / Satış: 17,99
€ EURO → Alış: 18,51 / Satış: 18,59

RUH SAĞLIĞINDA NORMALLİK-(ANORMALLİK?) KAVRAMLARI

Şafak Turgut
Şafak Turgut
  • 26.04.2022
  • RUH SAĞLIĞINDA NORMALLİK-(ANORMALLİK?) KAVRAMLARI için yorumlar kapalı
  • 32 kez okundu

 

Şafak Turgut ile ‘Hayat’ köşemden merhaba. Beklenen yazı ve beklenen Doktor Mustafa İlker Edebali’nin mükemmel bilgileri ile buluştuk. Psikiyatri Doktoru Edebali ile yine bilinmeyenleri öğreneceğiz. Beden sağlığımız kadar ruh sağlığımız da çok önemli. Sağlık bir bütün olarak hayatın içinde yer alıyor. ‘Ruh Sağlığında normallik – (anormallik?) kavramları

Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarının belki de en çok karşılaştığı sorular normallikle ya da bunun karşı versiyonu anormallikle ilgili . ‘Bu durum normal mi ?’ ‘Ben normal miyim ?’ ya da tam tersi olarak.

Psikiyatride normal kavramı dahiliyede olduğu gibi belli kan testlerinin belli sınırlar içerisinde olması gibi değerlendirilebilir bir durum olmaması nedeniyle daha kafa karıştırıcı olabilir. Tabii ki psikiyatride belirtilere göre belirli ek kan testleri istenebilir. Mesela tiroid hormonları ile ilgili bozukluklar da unutkanlığa veya depresyona neden olabilir ancak kişinin depresyonda oldugunu gösteren bir kan testi ya da buna benzer başka bir test mevcut değildir. Belirli psikiyatrik bozukluklarda beyin görüntüleme ve EEG denen testler uygulanabilir ama bunların hiçbirisi hastalığın doğrudan tanısını sağlamaz. Psikiyatride tanı kişiyle yapılan görüşme, gerektiğinde kişinin yakınlarından alınan bilgi ve en önemlisi ruhsal durum muayenesinin bu bilgiler ışığında birleştirilmesi ile sağlanır.

Psikiyatride tanının ne olarak koyulacağı tanı sistemleri kitapçıklarına göre belirlenir. Bunlar yaklaşık 10-15 senelik bir dilim içinde yenilenirler. Genel olarak dünyada en sık kullanılan iki tanı sistemi mevcuttur. Kısaltmalar olarak verirsem biri DSM diğeri de ICD’dir. Bazı ülkelerin (Çin) kendilerine has tanı sistemleri de mevcuttur. Türkiye’de ruh sağlığı alanında daha çok DSM kullanılmaktadır.

Bence en sık yanılgılardan biri de tanı sistemlerindeki kriterler ile kişinin belli bir tanıyı karşıladığı için psikiyatrik bir bozukluğu olduğu yönündeki düşüncedir. Bu tür tanı sistemlerindeki maddelerden şu kadarının şu şekilde ortaya çıkması şu tanıdır gibi bir sonuca varılamaz. Bu tür belli bir tanı sisteminin olması ruh sağlığı alanında ortak bir dil ve çalışma imkanı vermektedir böylece tüm dünyada ruh sağlığı alanındaki çalışmalar paylaşılabilmektedir. Nasıl ki diyabetin ya da hipertansiyonun belirtilerini okuyarak kendimize diyabet ya da hipertansiyon tanısı koyamıyorsak belirli bir muayene süreci olmadan sadece tanı kriterlerine-maddelerine bakarak kendi kendimize psikiyatrik bir tanı koyamayız.

Peki normallik konusunda ne diyebiliriz ? Normalliğin sınırlarının ruh sağlığı alanında belirlenmesi mümkün müdür ? Bu alandaki halen en çetrefilli sorulardan bir tanesidir. Psikanalizin kurucusu Freud normal için ‘Çalışan ve seven kişidir’ demiştir. Yaklaşık 100 sene sonra bence geçerliliğini korumaktadır bu tespit. Çünkü bizim için en önemli kriter belki de kişinin toplumsal, mesleki ve sosyal açıdan işlevsel olabilmesidir. Bu işlevsellik durumu kişinin kusursuz olması değil uyum sağlayabilmesi ile ilgilidir; hayatın içerisindeki kayıplara, olumsuzluklara tepki vermemesi değildir hatta tam tersi bunlara duygusal olarak tepki verebilmesi ve bunlarla başa çıkabilme becerisidir. Normallik belli bir hayat şeklinin dayatılması da değildir. İnsanların cinsel kimlik ve cinsel yönelimleri ya da hayat tarzları normalliği belirleyemez. Marjinal olarak nitelenen insanlar da üretken bir biçimde normal hayatlar sürerler. Kısacası ruh sağlığında normallik, bir karaciğer testinin sayısal aralığındaki belirli bir değer değildir.

Ruh sağlığında bence normallik ve anormallikten öte düşünmemiz gereken sağlıklı olma durumudur. Dünya sağlık örgütünün sağlık tanımından yola çıkarsak; ‘ sağlık, herhangi bir hastalık ve güçsüzlük halinin olmaması ve bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam bir iyi olma durumu’dur. Yani insan aslında bedensel-ruhsal-toplumsal olarak bir bütündür. Bu bütünün parçalarının her bir tanesi diğeri ile ilişkilidir. Savaş ortamında şiddetin orta yerinde bulunan ya da ekonomik yönden sefalet içerisinde olan kişilerin ruhsal olarak da bedensel olarak da sağlıklı bir hayat sürmeleri mümkün değildir. Bu kişilerin ruhsal açıdan normal-anormal olarak değerlendirilmeye çalışılması bile anlamsızdır. Öncelikle mevcut sosyal koşulların iyileştirilmesi gerekmektedir ki insanlar kendi potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bir ortam bulsunlar.

Son olarak; ruh sağlığı ve hastalıklarının yani psikiyatrinin görevi normal olan anormal olanın belirlenmesi ve etiketlenmesi değildir. Önemli olan insan sağlığının korunmasıdır eğer belirli bozukluklar ortaya çıkmışsa tanısının konulup tedavisinin sağlanmasıdır. Bunları yaparken de insanın bedensel, ruhsal ve toplumsal bir bütün olduğunun unutulmaması gerekir.