Berna Kılıç
Dilara Alkaç
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

DALAMAN’DA İKİ KERE YANDIK!

Halil Eğriboyun
Halil Eğriboyun
  • 11.07.2019
  • DALAMAN’DA İKİ KERE YANDIK! için yorumlar kapalı
  • 800 kez okundu

Hani bir Atasözü var…

“Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız” diye.

Atasözü boşuna söylenmemiş.

Gerçekten ağaca yaşamımız boyunca muhtacız.

Nasıl mı?

Canlıların yaşamında iki önemli bir gereksinim var.

Bunlardan biri hava, diğeri de su…

Bunlardan ikisinden biri eksik ise yaşam yok demektir.

Hava nedir?

Oksijendir.

Onsuz yaşam olmuyor. Ağaçsız oksijen, oksijensiz yaşam olmuyor.

Onun içindir ki…

Nazım usta yaşamayı şiirinde şu dize ile tanımlamış;

“Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçe yaşamak.”

xxx

Peki yaşantımızda ağaca ne kadar muhtacız?

Meyve verdi, biz yedik. Beşiğinde sallandık uyuduk. Evinde büyüdük

Yazın gölgesinde serinledik, uyuduk. Bohçamızı serdik karnımızı doyurduk.

Yeterli mi?

Yetmediyse ne kadar muhtaç olduğumuzu yazmaya devam edelim…

Toprak kayması, sel baskını gibi doğal afetlerinin yaşanmasına ağaç büyük bir engeldir. Doğadaki yaşamın bir parçasıdır. Kuşlar ağaçlarla, ağaçlar da kuşlarla bir başka güzeldir.

Kısacası…

Dikili bir ağaçla, su vardır, hava vardır. Ağaçlar, doğanın akciğerleridir.  Akciğer olmadan yaşam düşünülemez.

O nedenle ki;

Doğada yaşayan canlılar, ağaç varsa canlıdır.  Ağaç varsa yaşamdadır.

xxx

 

Bundan dolayı söylenmiş

“Yaş kesen baş keser”  diye…

Bu Atasözünde ne demek istendi.

Gelin birlikte araştıralım…

Bilgisayarınızda Google arama motoruna atasözünü yazın ve ne demek istediğini birlikte görelim;

Ormanı meydana getiren ağaçlar bir memleketin can damarıdır. Yeşil tabiat, berrak su, temiz hava, yağmur, cıvıl cıvıl kuşlar, ağaçla birlikte vardır.

 Ağaçsız kalan yer kısa zamanda çöle döner, hayat orada son bulur. Öte yandan, ağaç memleket ekonomisine de sayısız katkılarda bulunur.

Hem çevre dengesi, hem de iktisadi hayat açısından ağacı koruma görevi bir zorunluluktur.

Bu bakımdan bir ağacı boş yere kesen, insan hayatına kıymış gibi suç işlemiş olur.”

Bu ne demektir?

Cinayet.

Ağaç yakanlar, baş kesenler Cinayetten mi yargılanıyor?

Kesinlikle hayır.

Onlara, sadece kabahatliler yasası uygulanıyor, para cezaları uygulanıyor.

 Dahası…

Bir kaç ay ya da yıl hapis. Cezasının tüm karşılığı bu…

Hepsi bu kadar!

XXX

Oysa…

Yaş kesen, baş kesenle eş değerdedir demektir. Katil demektir. Kasten insan öldürmekten cinayet suçundan yargılanmalıdır. Suçlarından dolayı, daha da ağırlaştıran yasalardan hüküm giymelidir.

 

 

Ankara Ortadoğu Üniversitesi Yerleşkesi içindeki ağaçlara intikam içinde balta vurdular.

Eli baltalıların gerekçesi, ağaçların yerine yurt yapmak olduğu açıklandı.

Yurt istemediklerini, gerektiğinde dibinde barınmak istedikleri ağaçların kesilmesine öğrenciler karşı çıktı.

Polis Üniversite kampüsünü kuşattı. Ağaçlara balta, öğrencilere jop vuruldu.

Olaylardan üç gün geçti, geçmedi…

Muğla Dalaman ve Fethiye ilçesini kapsayan büyük bir orman yangını çıktı.

Allahın sopası yok ki!

xxx

Yüz binlerce dönüm ormanlık alan yandı, on binlerce ağaç kül oldu. Bakmayın siz, yetkililerin “can kaybı yok” dediğine…

Doğada yaşayan binlerce canlı yanarak feci şekilde can verdi. Dalaman İlçesi dün cehennemi yaşadı.

Gündüzünde, Şehidiyle yüreğimiz, gecesinde de İnsanoğlunun neden olduğu cehennem ateşinde de kuşlar, alevinde de ciğerlerimiz yandı.

İki gün önceydi…

Ajanslardan  kısa bir haber düştü;

“Şehit ateşi bu seferde Muğla’nın Dalaman ilçesine düştü.

  1. Hudut Tugayı 5.Hudut Tabur Komutanlığı sorumluluk sahasında bulunan Irak’ın Kuzeyi Havaşin Bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırı düzenledi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin İkmal faaliyeti sırasında teröristler tarafından düzenlenen roket saldırısında bir asker şehit oldu. Muğla Dalaman nüfusuna kayıtlı Üsteğmen Emre Kargın Şehit oldu.”

Haber çok kısaydı…

Ancak çok sıcaktı.

Emre kargın şehit olmasıyla Muğla’da yürekleri yaktı.

Ana yüreği ise bir başka yandı.

Dalaman iki gece uyumadı. İlçede yaşayanların tümü ayaktaydı. Gözyaşı içinde şehidini bekledi.

Şehidin naaşı Dalaman’a Bir günün sonrasında gece gelmişti. Dalaman İlçesinde yaşayan yurttaşlar şehide yakışır bir karşılamada bulundu. Dalaman sokakları insanı almadı, Sürekli şehidine ağladı. Gözyaşı sel oldu.

Dalaman şehit üsteğmen Emre Kargın’ı bağrına bastı. Valisi belediye başkanları başta olmak üzere tüm halk cenaze törenine katıldı. Şehit ailesinin acısını paylaştılar, Baş sağlığı dileğinde bulundular.

Henüz gözyaşı dinmemişti…

Yüreğimiz…

Şehidin ateşiyle yanmaya, acısı ile de kanmaya devam ediyordu…

xxx

 

Dün Öğleden sonraydı…

Bu defa da, ciğerlerimizi yakan haber ormandan geldi.

Kara bir haberden çok, kara bir nota benziyordu. Yine ajanslar verdi;

 

“Dalaman’ın kırsal mahallerinden bir olan Karacaağaç’ta orman yangını çıktı. Yangın çok kısa sürede büyük bir alana yayıldı.

Yangına anında müdahale eden söndürme ekiplerinin çabasına rağmen söndürülemedi. Kontrol altına alınamayan yangın, rüzgârında etkisiyle büyük bir alana yayıldı, iki mahalle boşaltıldı.”

Yangını söndürmeye Muğla büyükşehir belediyesi itfaiye ekipleri, Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, İş makineleri uçaklar ve helikopterlerin gücü yetmedi.

Alevler geceyi gündüze çevirdi. Doğada yaşayan canlılar, ölümden kaçamadı, çoğu yanarak feci şekilde can verdi.

İlgili bakan sabahleyin Yangın yerine geldi.

Helikopterle olay yerlerinin üzerinden bir uçuş gerçekleştirdi. Yerde bekleyen gazetecilere açıklamalarda bulundu.

“Yangında can kaybı yok”

Bu söz karşısında beynim durdu. Ne diyeceğimi bilemedim.

Bölgenin doğasında yaşayan canlılarımıza ne oldu?

Çoğu, kömürleşmiş cesetleriyle yerde yatıyor.

Onların ki can değil mi?

Oysa

İnsan da hayvan da birer canlı…

Öyle değil mi?

Xxx

Dalaman’da dün iki kere yandık.

Hem ciğerden, hem de yürekten!

 

 

 

 

 

 

YAZARIN SON YAZILARI