BÖCEK ISIRIKLARI VE ARI SOKMALARI

Şafak Turgut
Şafak Turgut
  • 21.03.2022
  • BÖCEK ISIRIKLARI VE ARI SOKMALARI için yorumlar kapalı
  • 182 kez okundu
Şafak Turgut ile ‘’Hayat’’ köşemde bugün yine önemli bir sağlık konusu var. Sağlık, hayatımızda ilk sırada yer almaya devam ederken farklı branş konularını halkımızı bilgilendirmek için hazırlamaya devam edeceğiz. “Böcek ısırıkları ve arı sokmaları’’ bugünün konusu. Çocuk İmmünolojisi Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Can Kocabaş’ı hatırlıyorsunuzdur. Daha önce de okuyucularımız ile buluşan Kocabaş bugün farklı bir konu ile bizlerle:
İlkbahar-yaz aylarına girerken böcekler ve böcek sokmaları ile sıklıkla karşılaşmaya başlarız. Böceklerin ısırmalarına ya da sokmalarına bağlı gelişen istenmeyen reaksiyonlar çoğu zaman hafif bulgular ile seyreder. Ancak yaşamamızı tehdit edebilen, ciddi ve ölümle sonuçlanabilen reaksiyonlar da (ANAFİLAKSİ) gelişebilir. Böcek sokmaları ile ilgili sorunlar genelde arı sokmaları ile yaşanmaktadır. Arılar ciddi reaksiyonlara neden olabilir. Maalesef acil tedavisi yapılamayan durumlarda da ölümle sonuçlanan durumlarla karşılaşıyoruz.
Ülkemizde en sık bal arısı (Apis mellifera) ve yaban arısının (Vespula vulgaris) sokmasına bağlı alerjik reaksiyonlar gelişir. Çoğumuz yaşamı boyunca en az bir kere arı tarafından sokulmuştur. Genellikle sokulan yerde hafif bir ağrı ve kızarıklık gibi hafif buğulara neden olur. Bazı kişilerde sokulan bölgede kızarıklık ve ısı artışı olur ve vücudun geniş bir bölgesini etkiler.
Ama ne yazık ki bazı kişilerde arı sokmasından sonra dakikalar içerisinde sistemik bulgular yani anafilaksi gelişebilir. Toplumda arı sokmalarına bağlı anafilaksi sıklığı %2-5 arasında değişmektedir. Arı sokması sonucu hastaların cildinde yaygın kızarıklık, kaşıntı, yüzde ve dudakta şişlik, nefes darlığı, öksürük, nefes alamama, tansiyon düşüklüğü, çarpıntı, bayılma, karın ağrısı, kusma ve koma gelişimine kadar gidebilen bulgular ortaya çıkabilir. Hastanın duyarlılığına göre klinik bulgular ve bu bulguların şiddeti farklılık gösterebilir. Bu klinik tabloyu ANAFİLAKSİ olarak adlandırıyoruz. Acil tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabilir. Her yaş grubunu etkilemekle beraber 40 yaş üzeri arı sokmalarında anafilaksi riski daha fazladır.
Anafilaksi geçiren hastanın tedavisine hemen başlanmalıdır. Adrenalin yaşam kurtarıcı ilaçtır. Arı sokmaları genellikle açık alanlarda yaşandığı için acil servise gidecek zamanınız olmayabilir. Bu nedenle hastanın kendi kendine yapabileceği adrenalin içeren otomatik enjektörler geliştirilmiştir. Acil tedavide ilk seçenek olan adrenalin bacağın dış yüzüne kas içerisine yapıldığında hayatınızı kurtarabilir. İlk yardım yapıldıktan sonra mutlaka 112 acil çağrısı yapılmalıdır. Anafilaksi geçirme öyküsü olan hastalar ya da yakınları yanlarında mutlaka adrenalin oto-enjektör taşımalıdırlar. Ancak ne yazık ki bu konuda toplumsal farkındalığımız yeterli düzeyde değildir.
Arı sokmalarına bağlı anafilaksi gelişme riski öngörülebilir mi?
Kişinin arı sokmasına bağlı anafilaksi gelişme riskini öngörmek zordur. Bir çok kişide ilk arı sokmasıyla anafilaksi geliştiğini biliyoruz. Arı sokmasına bağlı hafif belirtileri olan kişilerde de sonraki sokmalarda düşük oranda da olsa anafilaksi gelişebilir. Anafilaksi riskini öngörmek için yapılacak deri testleri ya da diğer testlerin bilimsel değeri yoktur. Test sonuçları negatif çıkan kişiler de anafilaksi gelişebilirken, pozitif çıkanlarda da arı sokması sonucu anafilaksi gelişmeyebilir. Bu nedenle anafilaksi riskini öngörmek için test yaptırılmasının önemi yoktur.
Diğer yandan tanısal testler anafilaksi geçirme öyküsü olanlarda deneyimli alerji ve immünoloji uzmanları tarafından acil müdahale yapılabilecek kliniklerde yapılmalıdır. Herhangi bir şikayeti olmayan kişilere deri testleri yapılmamalıdır.
Arı sokmalarına bağlı gelişen anafilaksi tedavi edilebilir. Hastaların bu şansı kullanmaları gerekir. İmmünoterapi (aşı tedavisi) arı alerjisine bağlı anafilaksi geçiren hastalarda çok başarılıdır. İmmünoterapi başlamadan önce tanısal testler yapılır. Hangi arı cinsine karşı anafilaksi gelişiyorsa immünoterapi ona göre seçilir.
Arılar dışında sivrisinek sokmalarına yaz aylarında oldukça sık rastlanmaktadır. Çoğunlukla hafif bulgularla seyreder. Nadiren ciddi reaksiyonlara neden olurlar. Sivrisinek sokması sonucu bölgesel kızarıklık ve kabarıklıkla karakterize ürtiker ve bunu takiben de kaşıntılı kabarıklıklar ortaya çıkabilir. Skeeter sendromu olarak tanımlanan bu tablo daha çok küçük çocuklarda, bağışıklık sisteminde sorun olanlarda ve yoğun sivrisinek sokmasının olduğu durumlarda görülür.
Bunların dışında at sineği, ateş karıncalarına bağlı alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Çoğu hafif reaksiyonlardır. Nadiren ciddi sistemik reaksiyonlar olabilir. Böcek alerjenlerine solunum yoluyla da maruz kalınabilir. Duyarlı olan kişilerde alerjik rinit, astım ve konjunktivit bulguları ortaya çıkabilir. Tricopteralar tatlı su yüzeyinde yaşayan böceklerdir. Bu böceklere alerjisi olan kişiler çapraz reaksiyon sonucu midye veya karides yediklerinde alerjik reaksiyonlar gelişebilmektedir. Yine tatlı su yüzeyinde yaşayan titrer sineklere solunum yoluyla maruz kalınması ile alerjik reaksiyonlar gelişebilmektedir.
Sonuç olarak böcek sokmalarının çoğu hafif belirtiler ile seyreder. Ancak arı sokmalarına bağlı gelişen anafilaksi hayatımızı tehdit edip ölümcül reaksiyonlara neden olabilir. Anafilaksi geçiren hastaların önlem olarak taşıdıkları adrenalin oto-enjektör hayatlarını kurtarır. İmmünoterapi (aşı tedavisi) şansını bu hastalar mutlaka kullanmalıdır.
Prof. Dr. Can KOCABAŞ
Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi Uzmanı