Berna Kılıç
Dilara Alkaç
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

TESTİS TÜMÖRLERİ HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER

Şafak Turgut
Şafak Turgut
  • 12.02.2022
  • TESTİS TÜMÖRLERİ HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER için yorumlar kapalı
  • 21 kez okundu

Şafak Turgut ile ‘’Hayat’’ köşemin muhteşem konuğu var bugün. Dünya kurulduğu andan itibaren tarih neler yazdı. Tarih yazmaya devam ederken Sağlıklı yaşamın önemi gün geçtikçe artıyor. Faydalı yazılarını Muğla Ajans için hazırlayan başarılı hekim Hayrettin Şahin günü bugün.

MSKÜ Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hayrettin Şahin. “Testis Tümörleri Hakkında Bilmemiz Gerekenler”. Maalesef birçok kişide birçok kanser çeşidi görülüyor. Erken teşhis her hastalıkta çok önemli. Prof. Dr. Hayrettin Şahin günümüzde az bilinen bir hastalığı sizler için yazdı. Başarılı hekim Şahin, önemli bilgilerini bizlerle paylaşmaya devam edecek. Prof. Dr. Hayrettin Şahin’in kaleminden.;

 

“Testisler (halk arasındaki adıyla yumurtalar), her erkekte iki tane bulunan yetişkinlerde yaklaşık 4-5 cm uzunluğunda organlardır. Testislerin iki temel görevi vardır: Erkeklik özelliklerimizi belirleyen ve sürdüren erkeklik hormonu (testosteron) üretmek ve çocuğumuz olması için sperm hücresi üretmek. Her organda olabildiği gibi testislerde de kanserler görülebilir. Ancak, testis kanserleri birçok organ kanserine göre çok daha az görülen kanserlerdendir. Tüm erkek tümörlerinin %1’den azı testis kaynaklıdır. Ancak, çoğu kanser ileri yaşlarda görülmesine karşın testis kanserleri daha erken yaşlarda (çoğunluğu 20-35 yaş arasında) görülmektedir. Testis kanserlerinin neden geliştiği kesin olarak bilinmemekle birlikte; testisleri torbaların içine inmemiş olanlarda testis tümörü gelişme riski normal kişilere göre 3-14 kat artırmaktadır. Testisleri torbalarına inmemiş olanlarda görülen bu risk artışı, ameliyatla testisler normal yerlerine indirilse bile devam etmektedir. O nedenle, bu kişilerin düzenli olarak kendi kendine testiste herhangi bir kitle gelişip gelişmediğini kontrol etmeleri gerekir. Ayrıca, birinci derece akrabalarda testis tümörü olması testis tümörü riskini artırmaktadır. Bir testiste tümör gelişen hastaların diğer testislerinde ileride kanser gelişme riski normal kişilere göre daha yüksektir. Yine bu riskleri taşıyan kişilerin düzenli aralıklarla testis muayenelerini yapmaları gerekir.

Bir testis tümörünü erken tanımanın en etkili yolu, kişinin her ay kendi kendine testislerini muayene etmesidir. Özellikle yukarıda belirttiğimiz testis tümörü gelişme riski yüksek kişilerin bunu yapması gerekir. Kendi kendimize testis muayenesi için en uygun zaman, sıcak banyo veya duş sonrasıdır. Çünkü, bu sırada torbalarımız gevşer ve testisleri daha kolay muayene edebiliriz. Muayene için testis başparmak ve diğer parmaklar arasından kaydırılarak bir kitle varlığı araştırılmalıdır. Testis içinde bir kitle saptanmışsa bu iyi huylu bir kitle olabilir, ancak saptanan kitlelerin çoğu kanserle ilişkilidir. O nedenle testis içinde bir kitle saptadığımızda mutlaka bir hekime başvurmalıyız.

Testis kanserleri genellikle tesadüfen farkedilen testis içinde sert ve ağrısız bir kitle şeklinde ilk belirtisini verir. Bazen ağrı ile birlikte de olabilmesine karşın genellikle ağrısız olması nedeniyle hastalar tarafından önemsenmez ve hekime başvurmakta gecikilir. Oysa unutulmamalıdır ki; testis içindeki bir kitle özellikle de ağrısız ise aksi ispatlanana kadar testis tümörüdür ve beklemeksizin hekime başvurulmalıdır. Testisler vücut dışında olmaları ve gelişen bir kitlenin diğer organlara göre daha erken fazrkedilebilme avantajına karşın testis tümörlerinin tanılarında ortalama 5-6 ay gecikmeler görülmektedir. Kitle giderek büyümeye başlayınca ya da diğer organlara yayılınca hastalar hekime başvurmaktadır. Oysa tüm kanserlerde olduğu gibi testis kanserlerinde de erken tanı çok önemlidir ve erken tanılarda hemen hemen tama yakın tedavi şansı vardır.

Testis kanserinden şüphelendiğimizde elle muayene dışında, ultrason ve bazı kan testleri yaparak tanıyı koyuyoruz. Tanı konduğunda beklemeksizin tümörün geliştiği testisin ameliyatla çıkarılması gerekir. Yine bu aşamada bir çok hastanın testisi aldırmaktan çekindiği için tedaviden kaçtığını ve tedavilerinin gecikmesine hatta hastalığının ilerlemesine neden olduklarını görmekteyiz. Oysa testis tümörlerinde başka organlara yayılım (metastaz) gelişmiş bile olsa tümörlü testisin alınması gerekir. Ameliyattan sonra çıkarılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu tümörün cinsine göre ameliyata ek olarak kemoterapi veya radyoterapi (bazen ikisi birden) uygulamak gerekebilir. Çok erken yakalanan tümörlerde ise ameliyat sonrası hiç bir ek tedavi yapılmaksızın sadece yakından takip de edilebilir. Karın içindeki lenf bezlerine yayılım olan hastalarda kemoterapi sonrası halen kalan kitleler varsa ameliyatla bunların çıkarılması gerekebilir.

 

Testis tümörü nedeniyle bir testisin alınması, diğer testis normal olduğu sürece hem erkeklik özelliklerimizde hem de çocuğumuzun olmasında bir bozulmaya neden olmaz. Ancak, ameliyattan sonra kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanırsa bunlar özellikle testisin sperm üretimini etkileyebilir. Bunun sonucunda da çocuk sahibi olmada sıkıntı yaşanabilir. Bu durumla karşılaşmamak için bu tedaviler öncesi sperm bankalarında sperm saklama işemi yapılıyor ve bu spermler ileride yardımcı üreme yöntemleri ile çocuk sahibi olmada kullanılıyor.

Testis kanseri gelişmesini önlemenin mümkün olup olmadığı merak edilen bir konudur. Malesef testis kanseri gelişimini önleyen bir yöntem bilinmemektedir. Ancak testis yeri nedeniyle tümörleri erken tesbit edilebilen bir organdır. O nedenle özellikle yukarıda sayılan risk grubları başta olmak üzere kendi kendine testis muayenesi ile erken teşhis konması çok önemlidir.

Testis tümörü nedeniyle tedaviler bittikten sonra hastaların düzenli aralıklarla Ürolog kontrollerine gelmesi oluşabilecek bir nüksün (hastalık tekrarı) erken tespiti açısından çok önemlidir. Ayrıca diğer testiste tümör gelişme riski normalden yüksek olduğu için hastalarımız her ay var olan testislerini kendi kendine muayene etmelidirler.”

Prof. Dr. Hayrettin Şahin

MSKÜ Tıp Fakültesi

Üroloji Anabilim Dalı Bşk.