Berna Kılıç
Dilara Alkaç
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

PSİKİYATRİ VE ŞİDDET

Şafak Turgut
Şafak Turgut
  • 10.12.2021
  • PSİKİYATRİ VE ŞİDDET için yorumlar kapalı
  • 37 kez okundu
Geçmişten günümüze şiddet maalesef dünyada yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Şafak Turgut ile Hayatta bugün şiddet konusuna yer verdik.Tabi ki işin uzmanı Psikiyatri Doktoru Mustafa İlker Edebali ile şiddet konusunu işledik.
Dr. Mustafa İlker Edebali ; “Son zamanlarda özellikle haberlerde ve sosyal medyada karşımıza çıkan şiddet haberlerinin hemen her gün önümüze düşmesiyle şaşırıyor, üzülüyor ve bazen de dehşete kapılıyoruz. Geçtiğimiz ay İstanbul’da yolda yürürken tanımadığı bir kişi tarafından katledilen mimar Başak Cengiz ve bundan iki sene önce yine Ordu’da tanımadığı bir kişi tarafından öldürülen Ceren Özdemir, 2015’te Özgecan Özcan cinayeti gibi cinayetler toplumda infial uyandıran ve hepimizi derinden etkileyen çok üzücü hadiselerdi.
Şiddet olgusu ile ilgili olarak bu bağlamda ruh sağlığı ve bozuklukları açısından ne söylenebilir? Şiddet davranışı ile psikiyatrik bozukluklar arasında bir ilişki var mıdır veya nasıl bir ilişki bulunmaktadır? Konu çok geniş olması nedeniyle sadece genel hatları ile ele alacağız. Öncelikle psikiyatrik bozukluklar kavramı çok geniş bir tanımdır. Kişinin düşünce içeriğini, yapısını etkileyen dış dünyayı algılamasını (halüsinasyon vs) ve yargılamasını bozan gerçeği değerlendirilmesini ortadan kaldırabilen ve kişinin dürtü denetimini olumsuz etkileyen ruhsal hastalıklar daha az oranda ortaya çıkar. Bunlar ağır psikiyatrik bozukluklardır (Psikotik bozukluklar, şizofreni vb.) Yapılan çalışmalar cinayetlerin %95’lik bir kısmının bu tür ağır bir psikiyatrik bozukluğa yani akıl hastalığına sahip OLMAYAN bireyler tarafından işlendiğini göstermektedir. Yani şiddet eylemi olarak cinayet vakalarının çoğu akli melekeleri yerinde olan bireyler tarafından ortaya çıkmaktadır. Psikiyatrik bozukluklar başta da dediğim gibi geniş bir alanı kapsamaktadır ve cinayet işleyen kişilerin başka psikiyatrik tanıları olabilir ancak bunlar kişinin gerçeği değerlendirmesini bozmamaktadır. Kısaca bu kişilerin akli melekeleri yerindedir. Bunun yanında ağır psikiyatrik bozukluğu olan kişilerin psikiyatrik takip ve tedavileri tabii ki çok önemlidir. Son yıllarda özellikle ağır psikiyatrik bozuklukların medikal (ilaç) ve sosyal tedavileri toplum temelli olarak öne çıkmaktadır. Alevlenme dönemleri ile giden bu hastalıkların düzenli tıbbi tedavi almaları elzemdir. Bu hastalıklara sahip kişiler algılama sorunları ve kendilerine zarar verilecek yanılsamaları ile çevrelerine ve kendilerine zarar verebilirler. Ancak düzenli takipleri yapılan vakalarda bu tür durumlar hastalığa bağlı olarak çok nadir ortaya çıkmaktadır ve ailelerin tedavi sürecinin içerisine dahil edilmesi çok önemlidir. Modern psikiyatri kliniğinde tedaviler bu kişilerin kapalı ruh sağlığı hastanelerinde tecrit edilerek değil toplumun içinde olarak tedavisine dönüşmüştür. Alevlenme dönemlerinde hastalar tabii ki belirli süreli yatışlarla tıbbi tedavilerinin düzenlenmesi için yataklı servislere alınabilir.
Peki şiddet davranışı çoğunlukla akli melekeleri yerinde dediğimiz kişiler tarafından ortaya çıkıyor ise şiddet ‘’normal’’ midir? Tabii ki şiddet davranışı (fiziksel ya da sözel) olması gereken bir davranış değildir. Bunun yanında şiddetin ortadan kalkması ya da azaltılması sadece psikiyatri-psikoloji ile ilişkili değildir. Bazı psikiyatrik bozukluklar ya da durumlar (antisosyal kişilik bozukluğu ya da madde kullanım bozuklukları gibi) şiddet davranışı ile ilişki olabilir ancak bunlar bile tek boyutlu bir şekilde değerlendirilemez yani sadece ruh sağlığı açısından ele alınamaz. Şiddet birçok faktörün bileşimi sonucunda ortaya çıkan bir sonuçtur. Sosyoekonomik eşitsizlikler, kültürle ilişkili sorunlar, göç, ateşli silahlara ulaşım kolaylıklarının olması gibi faktörler şiddet davranışının ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Mesela ABD’de ateşli silahlara ulaşmak İngiltere’ye göre çok kolaydır ve cinayet oranları ülke genelinde 4-5 kat daha yüksektir. Bu nedenle şiddeti ruhsal bir hastalık olarak görmek tek taraflı, damgalayıcı ve oldukça eksik bir tanımlamadır. Şiddet yapısı itibariyle çok faktörün içinde bulunduğu bir sonuçtur.
En son olarak yukarıda bahsettiğim önyargıların farkına varılmasını sağlayacak bir şeyler eklemek istiyorum. Sosyal medyada çok sık gördüğümüz şiddet haberleri altındaki yorumlara baktığımızda ‘’ruh hastaları bunlar’’ ‘’tedavi olması lazım’’ ‘’bunu yapan şizofrendir’’ gibi yazılan şeylerin aslında ne kadar yanlış ve damgalayıcı olduğunu anlamamız gerekiyor. Çoğu ağır psikiyatrik bozukluğu olan kişi şiddet davranışı göstermez ve bu hastalıklar iyi bir tedavi takip süreci ve aile desteği ile topluma kazandırılır. Bu tür yorumlar hasta ve hasta yakınları için ne kadar yaralayıcı olabilir yazarken düşünmek gerekir. Çoğu şiddet davranışı ‘’normal’’ dediğimiz akli melekeleri yerinde olan kişiler tarafından ortaya çıkmaktadır. Şiddet toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal vb. yönleri olan çok katmanlı bir sonuçtur. Şiddetin ele alınmasında tüm toplumun sorumluluk alması gerekmektedir.” dedi
Bir 1 kişi ve ayakta görseli olabilir