ŞİMDİDE MADENLER ÇEVREYİ TALAN EDİYOR.

Kazım Tokuç
Kazım Tokuç
  • 05.09.2020
  • ŞİMDİDE MADENLER ÇEVREYİ TALAN EDİYOR. için yorumlar kapalı
  • 231 kez okundu

 

Muğla  ülkenin Dünyaya açılan penceresi durumundadır. Bin 475 km uzunluğundaki sahilleriyle en  uzun kıyı bandına sahiptir . Muğla’nın %67’si ormanlarla kaplıdır. Turizm, Deniz  Tarih ve  Kültür varlıkları ,Tarım ,Deniz ürünleri , Çam ormanları , Bitki çeşitliliği ile doğa harikasıdır Muğla . Bu harika cennet yeteri kadar korunabiliyormu ? Hayır tüm gözler Muğla ilinin cennet köşelerinde . Talancılar cirit atıyor !

Ormanlar yakılıyor . Kasıtlı çıkarılan yangınlardan sonra Deniz manzaralı yanık sahalara oteller dikiliyor ,Betonlaştırılıyor . Her yangından sonra ‘ağaçlandırılacak ‘ diye açıklama yapan yetkililer rantın karşısında duramıyorlar !

Ormanları yakanlar , oteller dikenler , sahilleri parselleyenler . Halka sahilleri kapatıp tellerle çevirenler şimdide millete ormanları , dağları taşları , Yaylaları talan ederek maden ocakları açarak çevreyi , endemik bitkileri ve nesli tükenmekte olan yaban hayvan türlerini yok etmek ve bu bölgelere maden ocağı açmak için çalışıyorlar .

Bakın şimdi sıkı durun ; Nasıl ruhsat aldığı da düşündürücü olan Köyceğiz Sandıras’ta Alfa Olivine Şirketi  maden sahasını genişletme amaçlı ÇED yönetmeliğinin 9. maddesi uyarınca yapılan halkın katılımı toplantısı, bölgedeki STK’ların ve Muğla Çevre Platformu’nun yoğun katılımı ile toplantının ertelenmesi sağlanıyor.

 

Köyceğiz Ağla Yayla Mahallesi Sandıras Dağı’nın zirvesine yakın bir bölgede yapılması planlanan Alfa Olivine Şirketi’nin maden sahasını genişletme projesi için  Çevre Etkilenme Değerlendirme toplantısına yaklaşık beş yüz kişi katıldı.

Dalyan Kültür Turizm ve Çevre Koruma Derneği, Köyceğiz Turizm ve Doğayı Koruma Derneği ,Doğayı Hayvanları Koruma Derneği, İztuzu Kumsalını Kurtarma Platformu (İKUP) ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP)  üyelerinin yanı sıra, CHP  Muğla Milletvekilleri Süleyman Girgin ve Burak Erbay da katılımcılar arasındaydı.

“TOPLANTI HÜKÜMSÜZDÜR”

Toplantı başlamadan önce, katılımcıların ortak kararını açıklayan Muçep yürütme kurulu üyesi Edip Kavuzlu;  ÇED yönetmeliği usul hükümlerine uyulmadığı , orman işletmesi görüşünün alınmadığı ve biyolojik çeşitliliğe ilişkin raporun bilimsellikten uzak çalakalem hazırlanmış oluşuna da itirazederek toplantının  hükümsüz olduğunu ifade etti. Halkın toplantıyı terk etmeye davet edilmesi üzerine, katılımcılar topluca Ağla Merkeze yürüyerek, meydandaki kahvede çay molası verdi. Yapılamayan ÇED Toplantısının ardından , Dalyan Kültür Turizm ve Çevre Koruma Derneği konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

 

 

 

ÇİÇEKBABA, ALTINSİVRİ, GÖKÇEOVA…

“Bu üç kelimeyi duyan yöre halkının aklına önceden doğa, el değmemiş doğa, tertemiz buz gibi sular, yazı serin kışı karlı ormanlar, asırlık karaçamlar ve ardıçlar, huzur bulduran doyumsuz seyirler gelirdi.

Şimdi buna, iş makinalarının altın sarısı kayalara oluşumundan milyonlarca yıl sonra indirdiği kırıcı darbe sesleri, yükleyici dozerlerin kayaları kamyonlara doldururken sanki yer yıkılıyormuş gibi vadide yankılanan sesleri, kayaları yükleyip götüren kamyonların etrafa saçtığı tozu dumanı eklendi. Çünkü gölün hemen dibinde maalesef vaktiyle “ÇED gerekli değildir”le olur almış açık bir olivin madeni var; ve bugün daha da kötüsü, maden işletim sahasının genişletilmesi talebiyle karşı karşıyayız.

Kimse durumdan memnun değil. Göle kamp yapmaya gelenler, pikniğe gelenler, sorumlu yerel yönetimler, yolunu kullananlar, Altınsivri’ye tırmananlar, bölgeye yazın ayrı kışın ayrı doğası için gelenler… hiç kimse memnun değil.

Halbuki, Doğa Derneği’nin oldukça kapsamlı bir çalışması olan Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları araştırmasına göre, Çiçekbaba (Sandras) Dağı ülkemizde bitki çeşitliliği açısından önde gelen alanlardan birisidir. Alandaki endemizm oranı oldukça yüksektir. Alanda 63 bitki taksonu ÖDA kriterlerini sağlamaktadır. Bolanthus stenopetalus (havalotu), Ferulago sandrasica (şeytanteresi), Genista sandrasica (borcak), Gypsophila davisii (has çevgen), Lamium sandrasicum (ballıbaba), Pilosella sandrasica (tırnakotu), Silene brevicalyx (zarif nakıl), Thlaspi leblebici (dağarcık) ve Tragopogon oligolepis (az yemlik) bitki türlerinin bilinen dünya dağılımı yalnızca Çiçekbaba Dağındadır.

Alan, çizgili sırtlan (Hyaena hyaena) ve vaşak (Lynx lynx) gibi büyük memeli türleri için önemli bir yaşam alanıdır. Akdeniz biyomuna özgü ve dar yayılışlı bir sürüngen türü olan Lacerta oertzeni isimli kertenkele alanda yaşamaktadır. Ayrıca alanda Akdeniz biyomuna özgü ve ülkemize endemik büyük esmer (Maniola megala) ile nesli bölgesel ölçekte tehlike altında olan karagözlü mavi kelebek (Glaucopsyche alexis) yaşamaktadır.

Çiçekbaba Dağı’nın kuzeyi, “Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı” ve koruma altında. Dağın güney yamacı ise, sanki farklı özelliklere veya daha az öneme sahipmiş gibi korumasız bırakılmış durumda. Bu sebepledir ki, bölgede maden faaliyetlerine başka hiçbir faktör göz önüne alınmadan izin verildiğini görüyoruz. Üzerine titrememiz gereken böylesine önemli bir doğa alanının gözümüzün önünde tahrip edildiğine şahit oluyoruz.

Artık şahitlik bitti; şimdi harekete geçiyoruz. Savunduğumuz, bölgenin birincil öneme sahip ana su kaynağı olan ve dolayısıyla ana yaşam kaynağı niteliğindeki Çiçekbaba Dağı’dır. Barındırdığı su kaynaklarıyla, endemik türleriyle, toprağı ve taşıyla, dereleriyle, gölleriyle, tüm ekosistemiyle Çiçekbaba Dağı bir bütün olarak korunmalıdır. Altınsivri ve Gökçeova bu yaşam kaynaklarımızın bugün en göz önündeki örnekleridir.

Bizler, Çiçekbaba’yı, Altınsivri’yi, Gökçeova’yı bir bütün olarak korumaya ve bu yaşam kaynaklarımızı bizden sonraki nesillere korunmuş olarak aktarmaya kararlıyız. Devletin kurumlarını da doğa koruma yönünde kararlı olmaya ve harekete geçmeye davet ediyoruz” diyor .