MUĞLA ENTEGRE ÇİMENTO FABRİKASI VE HAMMADDE OCAKLARININ ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı
Mahkemece ÇED izni iptal edilen, Muğla, Menteşe ilçesi, Bayır Mahallesi ile Yatağan ilçesi, Deştin Mahallesi mevkiinde Muğla Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesiyle ilgili, 2009/7 Genelgesi gereği Nihai ÇED raporu hazırlandığı görülmektedir.
2014 yılı ÇED olumlu kararında toplam 775,2 hektar olan ÇED alanı 2009/7 Genelgesi kapsamında 395,61 hektara düşürüldüğü ve proje ömrünün 40 yıl olacağı belirtilmektedir.
Malzeme ocakları sahasında 377 hektar ormanlık alanda her ne kadar şirket 203.000 adet demiş olsa da, 218.660 ADET AĞAÇ KESİLECEKTİR.
Proje 4 adet kireçtaşı malzeme ocakları için 40 yılda toplam 17.284.320 kg ANFO, toplam 218.880 kg DİNAMİT patlatılacaktır.
Daha önce Mahkemenin iptal ettiği raporda; 1 adet çimento fabrikası, 9 adet kil ocağı, 4 adet kalker ocağı planlanmıştı.
2009/7 genelgesine göre hazırlanan raporda ise 8 adet kil ocağının ruhsatları düşürüldüğünden, mevcut durumda 1 adet kil ocağı ve 4 adet kireçtaşı ocağı planlanmış.
T.C. Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü sayfasında 14 Mayıs 2025 tarihinde ilan edildiği, rapor kapağında ise hazırlandığı tarihin Haziran-2025 olarak geçtiği görülmektedir.
Vatandaşa incelemesi için 10 gün süre verilen ÇED raporunun bir ay sonra Bakanlık sayfasına yüklendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda İnceleme Değerlendirme Kurulu’nun önünde herhangi bir rapor olmadan karar verdiği anlaşılıyor.
Dolayısıyla geçmişte işletilen ÇED sürecinin yenilenmesi gerekmektedir.
Konuyla ilgili olarak, ÇED raporunda proje yatırım maliyetinin 150 Milyon TL, inşaat aşamasında 150 kişi, işletme aşamasında yaklaşık 250 kişi istihdam sağlanacağı belirtilmiş olmasına rağmen, bazı yerel basın haberlerinde ‘’Muğla’ya 200 milyon dolarlık dev yatırım’’, ‘’1500 kişi istihdam edilecek, öncelik yöre halkına’’ gibi doğru bilgi olmayan, gerçek dışı, yanlı, halkı yanıltmaya yönelik haberlerin yer aldığı görülmektedir.
Zeytinliğini sulamak için, orman içinden su borusu geçirmek isteyenden izin almasını isteyen, orman köylüsüne bir dizi bürokratik engeller ve cezai yaptırımlar uygulayan orman idaresi, söz konusu çimento fabrikası ve hammadde ocakları olunca, iklim krizi nedeni karbondioksiti emen milyonlarca ağacın kesilmesine 2009/7 Genelgesiyle göz yummaktadır.
Değirmenine su isteyen vatandaşına bu suyu vermeyen DSİ, derenin suyunun %90’nını maden, HES şirketlerine 2009/7 Genelgesiyle hediye etmektedir! Vatandaşın olta ile bir balık tutmasını yasaklayan DSİ, balıkların soyunu kurutan, yok eden maden ve HES şirketlerinin ‘’kar’’ kapısı olmaktadır.
Süreçlerin ülke düzeyinde yüzlercesi yaşanıyor. Hepsi de (kaldırılan) Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 2009/7 Sayılı genelgesine dayandırılıyor. Artık ÇEVRE davalarında mahkeme kararları 15 yıl öncesi yayımlanan 2009/7 genelgesiyle aşılıyor.
2009/7 Genelgenin amacının, çevreye zarar verecek birtakım yatırımların, ‘halkın ve yargının denetiminden kaçırarak’, ne pahasına olursa olsun gerçekleştirilmesini sağlamak olduğu çok açık, “mahkeme kararını uygulamayın” anlamına gelmektedir.
Mahkeme ÇED iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı veriyor; aynı proje için yeniden ÇED raporu düzenleniyor. Halkın toplantısı yapılmadan, Bakanlık bürokratları istisnasız ÇED raporunu mükemmel buluyorlar ve yeniden izin veriliyor.
Muğla çimento fabrikası ve malzeme ocaklarının çevre ve insan sağlığına etkileri hakkındaki geniş açıklamayı içeren yazıyı okumak için link:
https://www.researchgate.net/…/392910492_MUGLA_ENTEGRE…
