Rektör Çiçek 1 yılı Değerlendirdi
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek bir yıllık gelişmeleri değerlendirdi. Çiçek, bilimsel projelerdeki yükselişe, çalışanlar ve öğrencilerin heyecanına ve sorunlarına yönelik yaptığı konuşmasında Türkiye’de ilk olan bazı projelerini de anlattı. Rektör Çiçek, geçtiğimiz günlerde tartışmalara neden olan Adnan Çevik ile ilgili soruları da yanıtladı.
“60’LARDAN 11’İNCİ SIRALARA YÜKSELDİK”
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek sürdürülebilir bir Ar-Ge Üniversitesi olma yolundaki çalışmalar konusunda şu ifadeleri kullandı: “Biz yönetime geldiğimiz zaman ‘Tübitak projelerini arttıracağız’ demiştik. Projeler konusunda eğitimler vermeye başlamıştık ve bir çok hocamızı proje yazabilmesi için Proje Koordinasyon Merkezi kurduk. Onlara koordinasyon merkezi üzerinden hazırlamış oldukları ya da hazırlamak istedikleri proje üzerinden yardımcı olmak istedik. Amacımız çok sayıda proje üretmek, bunu dış kaynaklı fonlardan destekleyebilmekti. Nitekim bunun sonucunu da çok net olarak aldık. Yaklaşık 60 üzeri sıralardan, Tübitak’ın 1001 projeleri için diyorum. Tübitak’ın farklı projeleri de var. 1001 en prestijli projelerin olduğu grubu, Araştırma Geliştirme projeleri, bilimin temelinin olduğu projeler bunlar. Burada 60’lardan 11’inci sıralara çıktık. Yani şuan itibariyle Ar-Ge üniversiteleri ile yarışır duruma geldik. Tabiki en üst sıralara çıkmak hepimizi zorlayacaktır ama bu 1 yılda büyük bir sıçrama yaptık. Bunu nasıl yaptık?”
“PROJELERİ BEKLETMEDEN DEĞERLENDİRİYORUZ”
“Herkese ‘Ar-Ge altyapısını açacağız’ dedik ve açtık. Şuan hangi hocamız, diyelim herhang bir labaratuvarda ‘şu cihazı kullanmak istiyorum’ dediği an ki bu cihazları sistem üzerinden görebiliyor. Envanterimiz var. Cihaz ve kimyasal envanterimiz. Hemen buradan bunlara ulaşabiliyor ve ‘hocam bunu kullanmak istiyorum’ dediği zaman onun teminatı benim, onu kullandırıyorum ona. Diğer hocamızla arada ilişki kurup onu kullandırıyorum. Bu rahatlığı var hocalarımızın şu anda. Hocalarımıza bir çok eğitim verdik. Bilmeyenlere proje yazmayı öğretiyoruz. Yarı bilenlere yardımcı oluyoruz. Çok iyi bilenlerden yardım alıyoruz. Dolayısıyla topyekün bir hareket haline geçti üniversitemiz. Bilimsel araştırma projelerimiz var, üniversitenin desteklediği projeler. Bunların üzerine de çok detaylı eğildik. Bunları da bir dış kaynaklı proje gibi, Tübitak projesi gibi değerlendirmeye alıyoruz. Her bir projede ben ve ekibim bulunuyoruz. Hatta bugün sabah 9’dan 12’ye kadar projeleri değerlendirdik ve bunu haftada bir ya da iki haftada bir yapıyoruz. Önceden üç ayda bir yapılıyordu bunlar. Şimdi biz zaman sınırını da kaldırdık. Hocalarımız projeleri bize sunuyorlar, biz gerekirse bir sonraki hafta toplanıyoruz. Projeyi değerlendiriyoruz, bekletmiyoruz. Çok değerli projeleri hemen, az da olsa 30 bin liraya yakın desteğimiz var. Burada projelerde müthiş bir iyileşmenin olduğunu gördük. Halen durmuyoruz. Bu projeciliği öğretmek için yeni işler yapıyoruz.
En son Teknoloji Transfer Ofisi’ni kurduk ve daha önce MÜPKOM dediğimiz Muğla Üniversitesi Proje Koordinasyon Merkezi’ni bunun içerisine dahil ederek oradan hizmet vermeye devam ediyoruz.”
“ÖĞRECİLRİMİZDE BÜYÜK BİR SIÇRAMA VAR”
Rektör Çiçek öğrencilere yönelik yapılan çalışmalarla ilgili şu bilgileri paylaştı: “Biz üniversite olarak yapılanmamızı üç ayak üzerine oturtmuştuk. Biri olmazsa olmaz öğrenciydi. Bir diğeri Ar-Ge’ydi. Bir diğeri ise tüm bunların anlam kazanması için kültür, sanat ve spor faaliyetleriydi. Biz öğrencilerimizi yetiştirirken üçüncü ve ikinci ayağı dikkate alarak hareket ediyoruz. Öğrencilerimizin kültür, sanat ve spor faaliyetlerinde bulunması gerekiyor. Bana göre gelecek sağlayabilmenin, toplumda yer edinebilmenin yolu buradan geçiyor. Bu nedenle bunlara çok önem veriyoruz. Öğrencilerimize söz verdiğimiz gibi Mavi Çatı’yı tek çatı altında topladık. Orada tüm öğrenci topluluklarını topladık. Bu topluluklar çok faaliyet yapıyorlar. Geçen sene bizim Atatürk Kültür Merkezi’ndeki tüm salonlar her gün doluydu neredeyse. Bunlara yetişmekte çok zorlandık. Bütçelerimizi çok zorlayarak hepsine yardımcı olmaya çalıştık. Öğrencilerimizde büyük bir sıçrama var. Fikir üretiyorlar ve biz de aynı zamanda öğrencilerin üretmiş oldukları fikirleri ürüne dönüştürmeleri konusunda onları teşvik ediyoruz. Mühendislik bölümdeki öğrencilerin de çok fikirleri olduğunu gördük. Onlar da yarışmalara katıldılar. Oralarda dereceler aldılar. En son TEKNOFEST’te üçüncülük aldık. Bunlar oldukça iyi sonuçlar. Aslında beklediğimiz şeyler.”
“ÖĞRENCİLERİM BANA MAİL YA DA TWETTER’DAN DİREK ULAŞABİLİYOR”
“Ben şunu görüyorum. Öğrenciler artık kampüste ve son olarak yine söz verdiğimiz gibi açık hava sinemasını yaptık. Bugün üçüncü filmimizi izleyeceğiz. Oaraya bir isim bulma çabamız var. Acele de etmiyoruz. Hem sahanın, hem de sahnenin ayrı ayrı ismi olacak. İlk film gösteriminde müthiş bir manzara vardı. Yer yetmedi. Bir çok kişi geri dönmek zorunda kaldı. Amacına ulaştı. Sinemada öğrenciler etkileşime geçiyor, bir üniversite kampüsü nedir bunu görmeye başlıyorlar. Aynı şekilde biz öğrencilerimizde şunu farkettik. Kötekli’de öğrencilerimiz der çalışamıyorlar. Gürültüden veya ev arkadaşlarından. Onlar kampüste kütüphane istiyorlar. Biz onlara kütüphanemizin imkanlarını sabaha kadar açtık. Ayrıca diğer binaların altlarındaki yerleri de tadilat yapıp oraları da sunuyoruz. Mesela Eğitim Fakültesi’nin alt tarafını çalışabilecekleri hale getirdik. Öğrenciler tüm ihtiyaçları konusunda bana ulaşabiliyorlar. Ben zaten onların arasında geziyorum. Mail’imden olsun, Twetter’dan olsun bana ulaşmaları mümkün. Ya da özel kalemim, basınım bana bu konuda bilgi getiriyor. Hemen onların sorunlarını çözmek istiyoruz.”
“DERSİ KAÇIRAN ÖĞRENCİ GİDİP VİDEODAN İZLEYEBİLECEK”
“Ulaşım sorunları vardı. O da bu sene çözülmüş gibi gözüküyor. Geçen sene en çok şikayet olan konu buydu. Tabi konaklama sorunları var. O da önümüzdeki Mayıs ayında bitiyor. 4 Bin kişilik yurt yukarıda bitmiş olacak. Büyük bir ekonomik sıkıntı olmazsa. Seneye Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencilerinin barınma sorunu ortadan kalkacak. Sorunsuz bir üniversite bizi bekliyor. Bundan sonra önemli olan eğitim öğretim materyallerimizi geliştirmek. Hocalarımızın seviyesini yükseltmek, onların öğrencilere daha faydalı olabilmesi için neler yapmaları gerektiğini onlara öğretmek, akreditasyon süreçlerinden bölümleri geçirmek olacak. Öğrencilere nasıl daha çok yardımcı olabilirizin peşindeyiz. Bununla ilgili olarak biz her bir ders için bilgisayar ortamını, dijital ortamı çok kullanmak istiyoruz. Her bir dersin kutusu var. Orada hocalarımız eğitim öğretim materyallrini, gerekirse derslerini video ile çekip oraya koyacaklar. Öğrenci dersi kaçırsa bile, dersi o an anlamasa bile, akşam oraya gidip izleyebilecek. Bakın bu bir yenilik. Bu Türkiye’de yok. Bunların hepsini biz düşündük ve şuanda bunlar aksiyon halinde yapılmaya başladı. Tabiki tüm bunları sisteme geçirmek için önce hocaları eğitiyoruz. Bir yıl içerisinde biz eğitim öğretim materyalleri açısından ciddi bir yol katetmiş olacağız. Bu da bize öğrenci memnuniyeti ve başarısı olarak geri dönecek. Çünkü onlar yoksa biz de yokuz.”
“KENTTEN BAZI BÖLÜMLERİ TAŞIYABİLMEK İÇİN BİNALAR BEKLİYORUZ”
Çiçek üniversite kent entegrasyonuna yönelik şu ifadeleri kullandı: “Üniversite kent entegrasyonu dediğimiz zaman, bir kere bizim kapılarımız, bakın bir sürü kapımız var. Biz kapılarımızı sonuna kadar şehre açmış durumdayız. Burada herhangi birinin kampüse girememe gibi bir sorunu yok. Türkiye’de nereyi gezerseniz gezin kapısından giremezsiniz. Biz kapılarımızı zaten kente açtık. Bunda bir sorun yok. Ben geldiğimden bu güne bize bina verilsin biz şu bölümü yaparız dedim. Fakat biz bina yapamayız çünkü bunun için bir bütçe yok. Ama buna rğmen şehirde bu yıl hç yokken Şubat ayı gibi diş hekimliği bölümünü açabilirmiyiz diye bir düşünce geldi aklıma. Bunu YÖK Başkanı ile paylaştım. O da olumlu baktı. Açma kararı aldık ve şuanda öğrenci aldık tane ve çoğu Tıp Fakültesi’nden yüksek puanla geldi buraya. Eski tıp fakültesinin şuan biz tadilatını yapıyoruz. Bitmek üzere, eli kulağında. Zaten ilk sınıf bu. Öğrencilerimizin çoğu ortak dersler alıyorlar, tıp fakültesinden ve diğer bölümlerden. Bir sorunumuz yok. Orada da Ekim’in sonuna doğru bir açılış yapacağız. Bu kentle entegrasyon için işin başında attığımız çok büyük bir adım. Daha başka adımlar atabiliriz. Aktive olan ve olmayan fakültelerimiz var. Bunlar için mekan sağlanırsa ki bu konuda biz şehirden ne bekliyoruz derseniz, biz binalar bekliyoruz. Bize güzel mekanlar verirlerse masraf etmeyeceğimiz şekilde biz bazı bölümlerimizi oraya taşıyabiliriz.”
“FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK PROJEMİZ TÜRKİYE’DE BİR İLK”
“Entegrasyon açısından biz ulaşımın daha kolay olmasını bekleriz. Daha emniyetli bisiklet yolları olabilirse bu entegrasyon artabilir. Belediye ile ne kadar iyi çalışırsak bu entegrasyonun daha kolay olacağını düşünüyoruz. Diğer STK’larla aslında iyi çalışıyoruz. Kredi Yurtlar Kurumu, İŞKUR ve Gençlik Spor İl Müdürlüğü iyi çalıştığımız kurumlar. Programlarımızı ortak yapıyoruz. Çünkü derdimiz aynı dert. Öğrenci yi memnun etmek. Memnun olan insanlarda yarın başkalarını memnun etmek isteyecek. Daha huzurlu bir toplum olacağız. Şehirle entegre olmak istiyoruz. Bununla ilgili benim çağrılarım oldu. Bu yavaş yavaş oluyor. Bu arada şunu söyleyeyim. Biz belediyelere gidiyoruz. Bizim bir sürü imkanımız var. Bir çok öğretim üyemiz var. Bunların her birinin ayrı kapasitesi var. Özellikle eğitim fakültesi, İl Milli Eğitim ile sıkı fıkı çalışıyoruz biz. Bir çok projeyi ortak yapıyoruz. Mesela bizzat mimarı benim olduğum bir proje şujan Fen Liseleri ile üniversitemiz arasında uygulanıyor. Protokol gereği ve ikinci yılımıza geçtik. Yani Fen Lisesi’ndeki bazı proje çocukları biz burada labaratuvarlarda hocalarla buluşturuyoruz ve bu Türkiye’de yok. Bizde bir tek bu ve bunun benzeri yok. Bunu yürütebiliyoruz şuanda. Geçen sene çok mesai harcadık biz bu işlere ve bunun gerçekten benzeri yok yani. Bu çocuklar yarın bunları farkedecek. Bu sene Muğla birinci oldu SBS’de. Tabiki Milli Eğitim’in aksiyonu var. Bizim de burada bir sürü desteğimiz var. Efendim kodlama eğitimleri veriyoruz. Çok farklı platformlarda biz ortaklıklar kuruyoruz. Bir konaklama sorunlarımız var. Bir de kampüs içi ulaşımda pek sorun yok ama şehir içi ulaşım öğrencilere biraz pahalı geliyor. Belediyemiz orada biraz insaflı olursa iyi olacak. Öğrenciye asla bir para kaynağı gibi bakmamak lazım. Kaliteli öğrenci bir vitrin gibidir. Kaliteli öğrenciyi biz buraya çekebilirsek ki bu iyi imkanlar sunarak olur. O zaman burası bir Boğaziçi üniversitesi olabilir. Böyle bir öğrenci çevresinde bu bölgeye ister istemez herkes bir yatırım yapmak isteyecektir. Bu bir fabrika olmak zorunda değil. Bu yazılım firmaları olabilir. Başka şeyler olabilir. Buranın bir çekim gücü olacak. Tabi bu çekim gücü başladı bilmiyorum farkında mısınız? Son bir yılda müthiş bir fark var. Halen trafik var, insanlar Muğla’ya aşırı derece ilgi gösteriyorlar. Üniversitemize ilgi gösteriyorlar. Bir araştırma şirketinin çalışması ile bu ortaya kondu. Antalya’daki öğretim üyeleri tarafından oluşturulan firmanın anketine göre, öğrencilerin yönetiminden memnun olduğu, memnuniyet açısından en hızlı ilerleyen ilk 10 üniversiteden bir tanesiyiz.Bakın ilk 10. Daha önce ölçülmüş bir değer bilmiyorum ama ilk 10’da olmak, büyük üniversitelerle yarışıyor olmak bence güzel bir sonuç.”
“YÖNETİMDEKİ DEĞİŞİKLİK UYUM KAYNAKLI, BAŞKA SORUN YOK”
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek Rektör Yardımcısı Adnan Çevik’in görevden alınmasının ardından yaşanan tartışmalara yönelik, “Bir senkranizasyon diyebiliriz. Arkadaşımızın emeği oldu. Bize yardımları oldu ama yönetim kademesi farlı birşey. Burada bugün ben olurum, yarın başkası olur. Bu bir bayrak işi. Bu yolda yürürken biraz uyum konusunda bazı sıkıntılar yaşandı diyebilirim. Yoksa başka bir sorun yok. Bazı hedefler koyuyoruz. Bu hedeflere ulaşmada farklı çalışma yöntemlerinin gerekliliği doğdu. Buna bir değişim gözüyle bakılmalı. Hedeflerimize ulaştıkça ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Tek amaç var. Öğrenciyi ve bu bölgeyi ileri götürmektir. Yazılanlara cevap vermek istemedim. Bu konunun bu safhaya gelmesine şaşırdım. Bunun yardımcılarımla ilgili bir değişiklik bağlamında değerlendrilmesini istiyorum. Bu kadar sansasyon oluşmasını açıkçası ben tuhaf karşıladım. Bu konuyu bıraktık. Artık yolumuza devam ediyoruz” dedi.
