YATAĞAN’DA “ÇÖKMELER YAŞANACAK, SULAR KURUYACAK
Muğla Yatağan’da kömür madeni projesi için ‘ÇED gerekli değildir’ kararına açılan davada bilirkişiler uyardı: “Çökmeler yaşanacak, yeraltı suları azalacak ve tarım yapılamayacak.”
Yatağan ilçesinde yeraltı kömür işletmesi projesi hakkında rapor hazırlayan yedi bilirkişi, bölgede radyoaktif araştırması yapılmadığına dikkat çekti.
Uzun yıllardır kömürlü termik santrallerin doğayı tahrip ettiği ve insan sağlığına zarar verdiği Yatağan’da yeni bir proje daha hayata geçirilme isteniyor. Yatağan’ın Hacıbayramlar Mahallesi mevkiinde Yatağan Termik Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan “yeraltı kömür işletmesi” projesi için Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce 20 Haziran 2018 tarihinde “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Tayyibe Demirel adlı yurttaş kararı yargıya taşıdı.
SÜREÇ VE RAPOR
Muğla İli, Yatağan İlçesi, Hacıbayramlar Mahallesi Mevkiinde Yatağan termik Enerji Üretim A.Ş tarafından yapılması planlanan yeraltı kömür işletme projesi için Muğla Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir” kararının iptali istemi ile Muğla Valiliğine karşı açılan Muğla 1. İdare Mahkemesi 2019/416 Esas sayılı davada 12. 7.2019 tarihinde yerinde keşif kararı verilmişti.
Bilirkişi heyetinden ÇED gerekli değildir kararına konu faaliyetin alanın niteliğine, tarım alanlarına ( mutlak tarım alanı) su kaynaklarına, duyarlı yörelere etkisinin neler olduğu, projenin çevreye olabilecek tüm etkilerinin göz önünde bulundurularak Şirket tarafından hazırlanan proje tanıtım dosyasının teknik ve bilimsel açıdan yeterli olup olmadığı, Projenin, özellikle bölge için hem tarımsal hem de içme su kaynağı için hayati öneme sahip dipsiz su kaynağına etkilerinin tespiti ve değerlendirilmesi istenmişti.
Bilirkişi heyet; Projenin, imar planları ile planlama ilke ve esasları, tarım alanlarına etkileri, flora ve fauna, su kaynaklarına etkileri, çevresel etki, jeolojik, çevre jeolojisi ve madencilik açısından değerlendirmeler yaparak kapsamlı bir rapor hazırladılar.
Artıgerçek sitesinin haberine göre; Konusunda uzman toprak bilimci, maden, inşaat, jeoloji ve çevre mühendisi ile şehir plancısı ve temel tıp bilimcisinin yer aldığı 7 bilirkişi tarafından Muğla 1. İdare Mahkemesi’ne sunulan 68 sayfalık raporda dikkat çekici tespitler yer aldı.
Uzmanlar raporlarında “Genellikle madenciliğin ekolojik sistemler üzerine olan etkisi kalıcı olmaktadır” değerlendirmesinde bulunarak şu örneği verdi:
“Örneğin Almanya’da linyit çıkartmada bin 600 kmlik bir ekolojik alanın kalıcı bir şekilde zarar gördüğü belirtilerek Berlin gibi bir şehrin alanıyla (892 km) karşılaştırıldığında bunun önemli bir rakam olduğu vurgulanmaktadır.”
KÖMÜR TOZU YÜZÜNDEN SOLUNUM YOLU PROBLEMİ YAŞANIYOR
Raporda “kömür madenciliği sırasında köylerin ve şehirlerin boşaltılmasının sosyal problemlere yol açtığına” dikkat çekilerek “Madencilik sırasında arazi örtüsüne yapılan müdahaleler toprak erozyonu ve sel basması ihtimalini de artırmaktadır. Yüzeyin kaldırılması sırasında oluşan toz yüzünden çevrede yaşayanların solunum problemi de yaşadığı belirtilmiştir” ifadeleri yer aldı.
Uzmanlar “Dava konusu bölgede doğal ekosistemin tahrip edilmesi demek; istilacı türlerin ortaya çıkarak doğal ekosistemi de bozmasına neden olacaktır” dedi.
YERALTI SUYU AZALARAK YAŞAMSAL FAALİYETLERE ZARAR VERECEK
Yeraltı kömür işletmesi projesinin olumsuz etkilerini sıralayan uzmanlar, yeraltı suları içinde şu uyarıyı yaptı:
“Jeolojik haritalar ve akarsu yataklarının konumu birlikte değerlendirildiğinde yeraltı işletmesine alt galerilerden yüksek miktarda su atımı gerçekleşeceği öngörülmektedir. Bu durum yeraltı suyu seviyesinde ciddi oranda azalma meydana getirecektir. Yapılan teorik hesaplamalar sonucunda proje alanını da kapsayan yaklaşık 1200 hektar bölgede yüzeysel kuyuların kuruyabileceği ve yine yaklaşık 2 bin 600 hektar alanda derin kuyularda büyük verim düşüşleri yaşanacağı öngörülmektedir. Su atımı ile azalan toprak nemi ve yüzeysel zemin suyunun ağaçlarda susuzluk baş göstermesine neden olacağı değerlendirilmektedir. Dava konusu kapalı kömür işletmesinden gerçekleştirilecek su atımı sonucunda yeraltı suyu seviyesinin azalarak ve yaşamsal faaliyetlere zarar vereceği, proje sahası ve çevresindeki yüzeysel kuyuların kuruyacağı, Yatağan Çayındaki su kalitesinin kötüleşeceği değerlendirilmektedir.”
“RADYOAKTİF ELEMENT ARAŞTIRMASI YAPILMAMIŞ”
“Projede asit maden drenajı oluşturması halinde ne şekilde bertaraf edileceği/depolanacağı hususundaki planlamalar yönünde eksiklikler içermektedir” ifadelerinin yer aldığı raporda, proje dosyasındaki eksikliklere şöyle vurgu yapıldı:
“Proje tanıtım dosyasında kömür, kömürlü formasyonlar ile yeraltı sularının yakınındaki kumaşları ve karbonatlı tortul kayalarda ağır metal ve radyoaktif element araştırmalarının yapılmadığı, bu konuda yapılmış araştırma ve analizlerin de göz ardı edildiği belirlenmiştir.”
“SUYA KARIŞMASININ NASIL ÖNLENECEĞİNE İLİŞKİN BİLGİ YOK”
Raporda dikkat çeken tespitlerden biri de radyoaktif maddelerin suya karışmasıyla ilgili dosyada bilgiye yer verilmemiş olmasıyla ilgili:
“Malzemenin içerebileceği ağır metal ve radyoaktif elementlerin yeraltı suyuna sızmalarını önlemek açısından proje tanıtım dosyasında konuya ait bilgi yoktur.”
“ÇÖKMELER OLACAK VE TARIM YAPILAMAYACAK”
Uzmanlar, tarım alanlarında çökmelere yaşanacağını belirterek şu tehlikelere işaret etti:
“Projedeki kömür damarları ve üzerindeki jeolojik formasyonların özellikleri dikkate alındığında öngörülen üretim yöntemi sonucu yeryüzünde 2 ila 6 metre arasında çökmelerin meydana geleceği görülmektedir. Bu çökmeler sonucunda tarımsal alanlarda oluşacak deformasyonlar ve mevcut özel mülkiyetli taşınmazlar tarımsal amaçlı olarak kullanılamaz hale gelecek. Bu çökmelerin ruhsat alanı dışına çıkması mümkün.”
Öte yandan; Muğla Çevre Platformu üyelerinden Avukat Bora Sarıca gelişmeleri şöyle aktardı:
“Tayyibe Demirel’in itirazının ardından, sürecin başından beri takipçisi olarak, davayı sürdürmek ve takip amacı ile avukat olarak vekalet koydum. Zaten Muçep olarak da, Tayyibe Hanım’a ve yöre halkına sürekli destek olmuştuk. Alınan sonuç elbette çok sevindirici. Bahse konu alanda keşif yapan maden mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, ekolog ve çevre biyoloğu, jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi, şehir plancısından oluşan bilim heyeti hazırladıkları ve mahkemeye sundukları rapor ile tartışmaya mahal vermeksizin, net bir şekilde ÇED gerekli değildir kararının uygun olmadığı kanaatine varmıştır.”
