Muğla’nın Sofrası Kuruldu, Şimdi Sıra Bu Lezzetleri Dünyaya Anlatmakta…


Muğla denince aklımıza çoğu zaman deniz, güneş, koylar ve turizm geliyor.
Oysa Muğla’nın bir de sofraya oturduğumuzda ortaya çıkan bambaşka bir yüzü var.
İşte Uluslararası Muğla Lezzet Festivali, bize tam da bunu hatırlattı.
Muğla Tanıtım Platformu tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen festival, 29-30 Ağustos tarihlerinde Yatağan’da gerçekleştirildi. “Sofraya Davetlisiniz!” sloganı ise aslında festivalin ruhunu tek başına anlatmaya yetti.
Çünkü bu sofrada sadece yemek yoktu…
Emek vardı, üretici vardı, kadın emeği vardı, tarih vardı, kültür vardı ve Muğla vardı.
Festivalin Bozüyük’te başlaması da ayrıca anlamlıydı. Asırlık çınarların gölgesinde, tarihi evlerin arasında kurulan Yerel Üretici Pazarı, Muğla’nın kırsalındaki zenginliğin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bir tarafta üreticiler…
Diğer tarafta usta şefler…
Ve ortada Muğla’nın birbirinden değerli ürünleri…
Ula sarımsağından Bodrum mandalinasına, Datça bademinden Milas zeytinyağına, Muğla köftesinden çam balına kadar birçok değerimiz aynı sofrada buluştu.
Bence festivalin en önemli tarafı da buydu.
Yerel ürünleri sadece tanıtmak değil, o ürünün arkasındaki insanı da görünür kılmak…
Kadının emeğini, çiftçinin alın terini, üreticinin sabrını ve yıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak kültürünü anlatmak…
İşte gerçek tanıtım budur.
Festivalde 60 seçkin şefin yer alması da organizasyona ayrı bir renk kattı. Şef Tamer Özkan’ın liderliğinde gerçekleştirilen canlı mutfak atölyeleri, gastronomi gösterileri ve söyleşiler, Muğla mutfağının profesyonel mutfaklarda da ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koydu.
Ama benim için festivalin en güzel taraflarından biri Stratonikeia ayağıydı.
Düşünün…
Binlerce yıllık bir antik kentin içinde keşkek dövülüyor.
Tarih ile mutfak aynı yerde buluşuyor.
Geleneksel halk oyunları oynanıyor, gün batımında müzik yükseliyor.
Bundan daha güzel bir Muğla tanıtımı olabilir mi?
Muğla’nın gelecekteki turizm vizyonu biraz da burada yatıyor.
Artık sadece “denizimiz güzel” demek yetmiyor.
Turist, ziyaretçi ve gezgin artık hikâye arıyor.
Tarihi görmek, yerel ürünü tatmak, üreticiyi tanımak, köyü gezmek, o yörenin kültürünü yaşamak istiyor.
Muğla’nın da işte bu anlamda anlatacak çok büyük bir hikâyesi var.
Bu hikâyenin arkasında da önemli bir emek var.
Başta Muğla Tanıtım Platformu Kurucu Üyesi Gürkan Tetik olmak üzere, festivalin gerçekleşmesinde katkısı bulunan herkesi kutlamak gerekiyor.
Muğla Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay, Muğla Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Taner Yiğit, Gufo Gastro sahibi ve Muğla Tanıtım Platformu üyesi Ceyda Akman başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekiyor.
Çünkü böyle organizasyonlar sadece iki günlük festival değildir.
Bir kentin hafızasını geleceğe taşır.
Üreticiyi destekler.
Kadın emeğini görünür kılar.
Köyleri turizmin bir parçası haline getirir.
Ve en önemlisi, Muğla’nın değerlerini kendi insanına ve dünyaya anlatır.
Şimdi yapılması gereken, bu güzel organizasyonu her yıl daha da büyütmek.
Bozüyük’ten Stratonikeia’ya uzanan bu lezzet yolculuğunu Muğla’nın diğer ilçelerine de taşımak…
Çünkü Muğla’nın her ilçesinin ayrı bir lezzeti, ayrı bir hikâyesi var.
Kısacası; Muğla’nın sofrası kuruldu.
Şimdi yapılacak iş belli:
Daha çok insanı bu sofraya davet etmek ve Muğla’nın lezzetini dünyaya tattırmak…
Emeği geçenlerin ellerine, yüreklerine sağlık. CEM KAYTAN
Daha azını gör

